bilgi@inseracoaching.com

AnasayfaBlogKoçlukEgo ve Liderlik: İyi Bir Liderin Egolarıyla Nasıl Barıştığını Keşfedin

Ego ve Liderlik: İyi Bir Liderin Egolarıyla Nasıl Barıştığını Keşfedin

Ego kelimesi pek çoğumuzda iyi hisler uyandırmıyor…Zira “ego” lu birileri çalışmışsak ve bize zararı da dokunmuşsa olumlu hissetmemiz mümkün değil. İş yerimizde, ailemizde, arkadaşlarımız arasında… çevremizde “ego”lu diye tanımladığımız ne çok insan var değil mi?

Peki bizim egomuz yok mu? “Aaaa tabi yok, Ayşe’de, Sinan’da, Öyküm’de var, ben de yok…” Ben sütten çıktım, pirüpakim…

Öncelikle ego kötü bir şey değil ve hepimizin egosu hatta egoları var…Hatta her birimizin içinde 3 temel ego var ve günlük hayatta içimizde dans ediyorlar. Yerine göre biri yerine göre diğeri arz-ı endam ediyor. Çoğunlukla baskın olan bir tanesi oluyor ancak sanılanın aksine biz de egoluyuz…

Ego nedir, insanın kendine özgü ruhsal ve bedensel bütünlüğünün ve bunun zihinsel algılanışının genel ve soyut adıdır. Ego BEN demektir. “Benlik” ise varoluşumuza dair bir gerçekliktir.

O halde ego yani “ben” kötü bir şey olabilir mi?

Aslında pek çok kavramda olduğu gibi, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış yok…Ego da doğal, olması gereken bizim yaşamla başa çıkmamıza hayatta kalmamıza yarayan bir kavram olmakla beraber önemli olan oranı, ortaya çıkma şekli ve dozu….

Artık egonun hakkını teslim ettiğimize göre egonun liderlikle ilişkisine bakabiliriz.

Öz Farkındalık: Liderlikte Kendinizi Tanımak ve Geliştirmek

Lider yani ben olarak ilham veren, örnek olan, destekleyen, öğreten, öğrenen, seven, sevilen, vizyoner, işbirlikçi birinin egosu olmasın diyebilir miyiz? Egosu olmalı, olacak, kaçınılmaz…

Ancak nerede, ne kadar? Bu yazımızda biraz bu noktaya bakmak istiyoruz…

İlk adım   ÖZ FARKINDALIKTIR.

Öz farkındalık iç gözlem yapabilme yeteneği ve kendini çevre ile diğer bireylerden ayırıp bir birey olarak nötr bir bakışla görebilme becerisidir. Kişinin “eğrisiyle doğrusuyla” kendine aynada bakabilmesi, eksikliklerini, yetersizliklerini, iyi olduğu alanları, sahip olduklarını bilebilmesi ve buna uygun adımlar atmasıdır.

Öz farkındalık sahibi bir lider dünyanın kendi algıladığı gibi olmadığını bilir, kendi algıladıklarına güvenme yanılgısına düşmez.

Harvard Business Review’ın bir araştırmasına göre, öz farkındalığı yüksek liderler ekipleri tarafından daha güvenilir ve etkili olarak algılanıyor. Kendisine objektif olan kişinin güvenilir olarak algılanması şaşılacak şey değildir. Düşünsenize bir yöneticiniz “ben pazarlık yapma konusunda iyi değilim, bu konuyu sen çöz” diyor. Böyle birine güven ve hayranlık duymaz mısınız?

“Öz farkındalık nasıl gelişir?” sorusunun yanıtı ise; zaman zaman öz değerlendirme yapmak, bazı atölye çalışmalarına katılmak, nefes çalışmak, meditasyon yapmak olabilir.

Fortune 500 şirketlerinde yoğun olarak kullanılan mindfulness teknikleri, liderlerin daha bilinçli kararlar almasına ve ego tuzaklarından kaçınmasına yardımcı olur.

Değer Farkındalığı ve Tutarırlılığı: Liderlerin Kararlarını Etkileyen Temel Unsurlar

İkinci adım; DEĞER FARKINDALIĞI VE TUTARLILIĞI

Değer kavramı zor anlaşılsa da bizim olmazsa olmazlarımıza bakarak kolaylıkla bulacağımız kavramlardır.

Kişinin davranış, duygu ve düşüncelerini yönlendiren, güzellik, kıymet ve iyilik standartlarıdır. Değer kavramı ekonomi, estetik, etik ve felsefe alanlarında temel kavramlardan biridir.

Kendi irademizle aldığımız kararların zemininde değerler yatar…

Bir iş değişikliği, şehir değişikliği, eş seçimi, arkadaş olma ya da bitirme kararlarının altından değer kavramı çıkar.

Değerlerinin farkında ve bunlarla uyumlu yaşayan biri iç barışına sahip olur, kendisiyle kavga etmez. Kendisiyle tam ve bütün yaşamak kişinin ego kavramıyla da dengeye gelmesini sağlar.

Düşünelim ki birimiz özgürlük ve kişisel sınırlarımız konusunda çok hassasız ve bu bizim için son derece önemli, olmazsa olmazımız. Ve bir arkadaşımız var, çat kapı geliyor, ısrarla bir yerlere çağırıyor ve zorluyor gelmemiz için… Bu kişi ile olan arkadaşlığımızın ömrü ne olur?

Sınırlarımızı ihlal eden ve özgürlüğümüzü zedeleyen biri arkadaşımız olabilir mi, kalabilir mi?

Liderlik becerileri açısından kişisel değerlerimizi bilmek seçimlerimiz ve kararlarımız açısından son derece önemlidir. Bununla beraber çalıştığımız ve ilişkide olduğumuz kişilerin değerlerini de bilmek, saygı göstermek son derece önem taşır.

Değerlerine saygı duyulduğunu hisseden bir çalışan liderinin onu önemsediğini bilecek ve bunu değerli bulacaktır.

Değer keşfi için koçluk hizmeti alabilir ya da bu konuda bazı kitap ya da videolardan yararlanabilirsiniz.

Vicdan ve Etik Liderlik: İyi Bir Liderin İçsel Rehberi

Üçündü adım ise VİCDAN’la ilgilidir.

VİCDAN İNSANIN İÇİNDEKİ TANRIDIR” der Viktor Hugo.

Vicdan bireyin doğru ile yanlışı ayırt etmesini sağlayan içsel bir rehberdir. Değerler ise bireyin hayatta neyi önemli ve anlamlı bulduğunu belirleyen temel inançlardır. Bir liderin vicdanı, sahip olduğu değerlerle uyumlu olduğunda hem bireysel hem de kurumsal düzeyde etik kararlar almak daha kolay hale gelir.

Vicdan değerlerimizin görünür olmasını sağlayan bir mekanizma olarak işlev görür. Örneğin, dürüstlük bir değer olarak benimsenmişse, vicdan bu değeri korumak için yalan söyleme eğilimine karşı bir uyarı mekanizması yaratır. Bir liderin karar alma süreçlerinde vicdanını dinlemesi etik dışı davranışlardan kaçınmasına ve uzun vadeli güven inşa etmesine yardımcı olur.

Değerlerinden kopmuş bir vicdan, bireyin karar alma süreçlerinde belirsizlik yaşamasına neden olabilir. Örneğin, bir yönetici kârlılığı en önemli değer olarak benimsemekle birlikte çalışanlarının refahını da önemsiyorsa zor zamanlarda etik ikilem yaşayabilir.

İşte bu noktada, vicdan devreye girerek uzun vadeli ve sürdürülebilir bir karar alma sürecini destekler.

Vicdan ve Değerlerin Uyumlu Olması Ne sağlar?

Tutarlılığı sağlar: İnsanların ve organizasyonların uzun vadede güvenilir olabilmesi için vicdanlarının değerleriyle uyumlu hareket etmesi gerekir.

Liderlikte ilham kaynağı olur: Vicdanını değerleriyle uyumlu şekilde kullanan liderler çalışanlarına ve paydaşlarına ilham verir ve onlara yol gösterir.

Kurumsal kültürü şekillendirir: Şirketlerin etik ilkelerle yönetilmesi çalışanların bağlılığını artırır ve uzun vadede başarının anahtarlarından biri olur.

Etik liderlik, ego’yu aşmanın en temel yollarından biridir. Doğru kararlar almak için vicdanınızın sesini dinlemek ve bu kararların uzun vadeli etkilerini değerlendirmek gerekir.

Vicdan aslında sahip olduğumuz ancak belki kulak vermemiz gereken bir alan… Bunun için de kendimizle baş başa kalmak, kendimizle hasbıhal etmek bir öneri olabilir. Çok meşgul olduğumuz ve her şeyin arkasından yetişmeye çalıştığımız bir dünya da yaşarken bunu nasıl mı yapacaksınız, ajandanıza BEN zamanı ekleyerek.

Açıklık ve Meraklı Zihniyet: Egonun Tuzağından Kurtulmak 

Dördüncü olarak; AÇIKLIK-MERAKLI ZİHNİYET

Aslında koçluk zihniyeti de diyebileceğimiz noktadayız.

Açık ve meraklı olduğumuzda egomuzun varsayımlarından da kurtulmuş oluyoruz. Merak eden, anlamaya çalışan, öğrenen biz zihniyet kendi doğrularına tutunmaz, “illa ben doğruyum, ben haklıyım” demez.

McKinsey’nin araştırması, açık fikirli ve meraklı liderlerin ekiplerindeki yaratıcılığı ve inovasyonu %25 oranında artırdığını ortaya koymuştur. Bu nedenle “ben bilirim” diyen (egolu) yaklaşımdan, merak eden yaklaşıma geçmek son derece kıymetlidir. Bunu gerçekleştirmeyi önemseyenler için koçlukla tanışmak ve koçluk temel yetkinliklerini öğrenmek önemlidir.

Bu beceriyi geliştirmek için;

– Geri bildirimlere açık olun,

– Hata yapmaktan korkmayın ve hatalarınızdan öğrenmeye odaklanın,

– Eleştiriye kapalı bir çalışma ortamı yerine yeni fikirleri teşvik eden bir kültür oluşturun.

Koçluk eğitimi aldığınızda ya da koçluk temelli bir atölyeye katıldığınızda bu konuda çok yol alabilirsiniz.

Esnek ve Gelişim Zihniyeti: Liderliğin Geleceği İçin Sürekli Öğrenme

Beşinci aşama ise ESNEK VE GELİŞİM ZİHNİYETİ

Esnek olmak bizi özgürleştiren ve ilişkilerimizi güçlendiren bir kavramdır. Esneklik “egolu-ego yapmak” kavramlarından bizi uzaklaştırır. Esnek olduğumuzda merak ile yaklaşıp” acaba?” sorusuna tutunuruz. Acaba benim bildiğim, gördüğüm, öğrendiğimin, tanıdığım dışındaki şeylere de alan açar.

Bu da yeni öğrenmeler, yeni açılımlar sağlar. Gelişimde tam böyle bir şey değil midir?

Bu durum hem bireysel hem de kurumsal düzlemde yepyeni fırsatlar demektir.

Google’ın “Project Oxygen” araştırması en iyi liderlerin sürekli öğrenen ve kendini geliştiren insanlar olduğunu ortaya koymuştur.

Çok sevdiğim bir söz, “seni bugüne getiren yarına götürmez.” Özde gelişimin, değişimin an be an olduğunu ve olmasının önemli olduğunu anlatıyor ve çok zihin açıcı.

Hem kurumsal hem de kişisel olarak pek çok sorun yaratan şişkin ego, egosantrik yaklaşım bu adımlarla dengeli ve işlevsel hale dönüştüğünde çok daha keyifli ve doyumlu ilişkiler yaratabiliriz.

Özgür, huzurlu, mutlu ve keyifli yaşamak için yol haritası😊

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir