bilgi@inseracoaching.com

AnasayfaBlogKoçlukGizli Transaksiyonlar ve Psikolojik Oyunların Karanlık Yüzü

Gizli Transaksiyonlar ve Psikolojik Oyunların Karanlık Yüzü

İnsan ilişkileri her zaman göründüğü kadar açık ve net değildir. Kelimelerdense mimikler, ses tonları ve yüz ifadelerinin taşıdığı alt mesajı duyarız. Özellikle de gizil transaksiyonlar bu iletişim karmaşasının sebep olur. Bu soruna yol açan iletişim şekli fark edilmediğinde ise psikolojik oyunlar oynanacak alan bulur. Eric Berne’ün ortaya koyduğu transaksiyonel analiz kuramı bu oyunların nasıl başladığını, nasıl devam ettiğini ve hayatımızı nasıl etkilediğini anlamamız için iyi bir kaynaktır.

Gizli Transaksiyonlar: Söylenmeyenlerin Gücü

Transaksiyon bir kişinin diğerine ilettiği mesaj ve o mesaja aldığı cevapla oluşan bir etkileşim birimidir. Tamamlayıcı ve çapraz transaksiyonlar doğrudan ve açık iletişim biçimleridir. Oysa gizil transaksiyonlar aynı anda iki farklı mesaj taşır: biri sosyal düzeyde, diğeri ise psikolojik düzeyde. Yani bir kişi bir şey söylerken aslında başka bir şey anlatıyordur. Vücut dili ve ses tonuyla bazen de kültürel işaretler taşıyan mesajlarla söylenenden çok daha farklı anlam taşır.

Örneğin, bir yönetici çalışanına “Bu rapor için çok uğraşmışsın ama eksiklerin var” diyerek bir sosyal mesaj verir. Ancak bu cümlenin tonlaması kelimelerin vermek istediği mesajdan farklı olabilir. Yüz ifadesi ve göz teması kurmaktan kaçınmasıyla “Böyle mi yapılır, yeterince iyi değilsin” gibi gizli bir mesaj da vermiştir. Alıcı ise çoğu zaman bu psikolojik düzeydeki mesajı algılar ve tepkiyi ona göre verir. Çünkü insan beden dilini kelimelerden daha iyi tanır.

Gizli transaksiyonların iletişimde sorun yatama riski kişinin geçmiş deneyimlerinden doğmaktadır. Bu deneyimlerdeki duyguyu tetikleyerek bugünkü iletişimde sağlıklı tepkiler vermesini önler. Daha önce “yetersiz” hissedilen bir ortamda büyüyen biriyse kişi bugün çok daha olumlu bir iletişimi dahi aşağılanma olarak algılayabilir. Böylece iletişimde çatışmalar, yanlış anlamalar ve kırgınlıklardan kaçınamaz.

Gizil transaksiyonların fark edilmesi yalnızca kişisel gelişimi değil, sağlıklı iletişimi de sağlar. Çünkü asıl güç söylenen kelimelerde değil, sözcüklere dökülmeyip ima edilenlerde gizlidir.

Psikolojik Oyunlar: Tekrarlayan Duygusal Tuzaklar

Eric Berne bireylerin sosyal ilişkilerde “oyunlar” oynadığını söylemiştir. Bu oyunlar kişinin çocuklukta aldığı kararlar, geliştirdiği savunma mekanizmaları ve içselleştirdiği duygusal yaralar sebebiyle oynanır. Oyunların temel özelliği görünüşte mantıklı davranış veya düşüncelere sahip olup kişinin dünyasındaki gizli motivasyonlara hizmet etmesindedir.

Bir oyun genellikle şu aşamalardan geçer:

  • Tuzak: Oyunun başlamasını sağlayan davetkar hareket.
  • Oltaya takılma: Karşı tarafın bilinçdışı zayıf noktasıyla tepki vermesi.
  • Şalter: İlk hamleyi yapanın ego durumunu değiştirerek ani bir dönüş yapması.
  • Bedel: İlişkinin beklenmedik ve tatsız şekilde sona ermesi.

“Şimdi seni yakaladım, pislik herif” oyunu buna doğru bir örnektir. Bu oyunda bir kişi karşısındakinin küçük bir hatasını yakalayarak buna aşırı tepki vermektedir. Görünüşte hak korumaktır niyeti ama gerçekte öfkesini boşaltarak üstünlük sağlamayı amaçlar. Sonuçta her iki taraf da tatminsiz, kırık ve yalnız hisseder.

Bu oyunlar çocuklukta içselleştirilmiş değersizlik, sevilmeme ya da yetersizlik duygularını tekrar tekrar yaşamak için oynanır. Kişi kendini iyileştirmek amacıyla bunları oynasa da oyunlar işlevsizdir. Tanıdığı acıya geri döndürür çünkü tanıdık olan güvenlidir.

Drama Üçgeni: Mağdur, Zorba, Kurtarıcı

Stephen Karpman’ın ortaya koyduğu drama üçgeni psikolojik oyunları anlamak için önemli bir modeldir. Bu modele göre her psikolojik oyunda üç temel rol vardır:

  • Mağdur: Kendini güçsüz, çaresiz ve dışlanmış hisseder. Sorumluluk almaz, çözüm üretmez.
  • Zorba: Eleştiren, cezalandıran, suçlayan roldedir. Kontrol ve güç peşindedir.
  • Kurtarıcı: Yardım eder gibi görünür ama aslında karşısındakini güçsüzleştirir. Kendi sorumluluğunu üstlenmek yerine başkasının işini yapar. Böylece kendiyle yüzleşmekten kaçınır.

Bir örnekle açıklayalım: Bir çalışan işini yetiştiremediğini söyler (mağdur). Yöneticisi ona bağırarak “Sen bu iş için uygun değilsin!” diye aşağılar (zorba). Başka bir ekip arkadaşı araya girip “Ben onun işini hallederim” diyerek kurtarıcı rolünü üstlenir.

Sonuç? Çalışan sorumluluktan kaçabilir, yönetici daha da sertleşir, kurtarıcı ise kendine faydası olmayan bir yığın iş içinde bulur.

İnsanlar hep aynı rolde kalmaz. Oyun içinde rolden role geçişler vardır. Aynı kişi zorba iken mağdur rolüne geçebilir. Bu farklı rollerde gezmek oyunların sürdürülebilirliğini sağlar.

Bu üçgenin dışına çıkmak psikolojik oyunlardan kurtulmanın ilk adımıdır. Her bireyin kendi rolünü fark etmesi, değişim ve kaçtıklarıyla yüzleşme sorumluluğunu dürüstçe üstlenmek önemli bir gelişimdir.

Neden Hep Aynı Şeyleri Yaşıyorum? Döngüyü Fark Etmek

Psikolojik oyunlar genellikle bir “senaryo” üzerinden oynanır. Bu senaryo kişinin erken çocuklukta edindiği “benlik inancını” pekiştirir. Örneğin kişi “Ben sevilmeye layık değilim” gibi bir temel inanç geliştirmişse hayat boyu onu sevmeyecek kişilerin peşinden koşar. 

Bu senaryolar sürekli benzer olayların, benzer ilişkilerin ve aynı acıların yaşanmasına neden olur. Kişi “neden hep aynı şeyi yaşıyorum?” der ama cevabın kendi yazdığı senaryonun içinde gizli olduğunu göremez.

Bu noktada Harold Searles’in “başkasını çıldırtma çabası” kavramı dikkat çeker. İnsanlar bazen farkında olmadan karşı tarafı kararsız, çaresiz ya da suçlu hissettirmeye çalışır. Bu davranışların temelinde erken dönemde sınır koyulamamış, sevgiyle bezenmemiş ilişkilerin izi vardır.

Karmaşık ilişkilerde manipülatif davranışlar oyunların oynanmasına yardım eder. Flört ettiği halde reddeden, yardım ederken aşağılayan, bir duygusal yakınlık kurup bir soğuk davranan kişiler aslında içsel çatışmalarını karşı tarafa yansıtır.

Bu döngü ancak farkındalıkla sonlandırılabilir. Ve çoğu zaman bu farkındalık bir danışmanlık ya da terapi süreciyle mümkün hale gelir.

Oyunlardan Uyanmak Mümkün

Psikolojik oyunlar ve gizli transaksiyonlar görünmez çaresizliklerle kurulmuş duygusal tuzaklardır. Bu tuzaklar içgörü, farkındalık ve samimi temasla önlenebilir. Kendini tekrar eden acı dolu ilişkilerde aynı olumsuz duygular içinde sıkışmış hissediyorsanız… belki de yeni bir senaryo yazıp oynamanın zamanı gelmiştir.

İletişimde hangi duyguyu hissettiğinizi gözlemleyin. Kendinize şu soruyu sorun: Şu anda ben gerçekten ne söylüyorum ve ne hissettiriyorum?

Çünkü oyunlarla değil, samimiyetle doğan ilişkiler insana iyi gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir