“Biz Zaten Bunu Biliyoruz” Diyen Kurumlar Neye Direniyordur?
Danışmanlık, eğitim ya da gelişim toplantılarında neredeyse her zaman duyulur “Biz bunu zaten biliyoruz.” Yani “Bize yeni bir şey anlatmıyorsun.”
Özellikle ilk görüşmelerde masanın karşısında oturan şirket sahibi ya da yönetici tarafından dile getirilir. Gerçekte yeni bir yapıya hazır olmayan ve kontrolü kaybetmek istemeyen birinin sözüdür. Çoğunlukla kurumsal bir tedirginliği ifade eder.
“Biz zaten bunu biliyoruz” ifadesi kendini güçlü hissetme çabasının sonucudur. Daha çok duruşuna bir anlam katmak içindir.
“Ben eksik değilim.”
“Aman, kontrolü elimden kaçırmayayım. Güç dengesi değişmesin.”
“Bizi yetersiz sanmasınlar.”
Koçvari danışmanlık yaklaşımı bu duyguyu bir engel olarak görmez. Aksine, kurumun tedirginliğini ele verdiği hassas bir alan olarak değerlendirir. Çünkü şirketlerde sorun varsa bu çoğu zaman teorik bilgi eksikliğinden değil, bilinenlerin hayata geçirilememesinden kaynaklanır.

Kurumsal Hayatta Bu Cümle Neyi Savunur?
Kurumlarda bilginin varlığı kıdemle, statüyle, otoriteyle iç içe geçmiştir. Bu yüzden yeni bir bakış açısı gelişim fırsatı olarak görülmeyebilir, mevcut düzeni zorlayan bir unsur olarak algılanır.
“Biz zaten bunu biliyoruz” cümlesini doğru yorumlamak bu sebeple kıymetlidir. Bu ifadenin taşıdığı duygu ilişkiye mesafe koyar, sınırları keskinleştirir, konuşmayı teknik bir zemine çeker. Çünkü teknik zemin güvenlidir. İlişkisel, davranışsal ve kültürel alanlar ise konfor alanının dışına çıkmayı gerektirir.
Koçvari danışmanlık bu ifadeyi “direnç” etiketi diye adlandırmaz. Sistemin neyi korumaya çalıştığını sorgular.
Çünkü kurumlar da insanlar gibi bildiklerini sever. Bildikleri şey sağlıksız bile olsa tanıdıktır. Tanıdık olan ise kontrol edilebilirdir. Kurumsal dönüşüm süreçlerinin zorlanmasının temel nedeni budur. Değişim yeni bilgiler edinmenin yanı sıra alışkanlıkların, rollerin ve güç ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini gerektirir.
“Biz bunu zaten biliyoruz” cümlesi “Bu değişimin bedelini ödemeye hazır değiliz.” anlamına gelir.

Yönetici Perspektifinden Bakıldığında Deneyim Yorgunluğu
Özellikle yönetici danışmanlığı ve liderlik gelişimi çalışmalarında danışmanlar karşılarında egosunu koruyan biri var gibi değerlendirir. Aslında deneyim yorgunluğu söz konusudur. Çünkü danışmanlık alan tarafında yıllar boyunca pek çok eğitim alınmış, benzer kavramlar defalarca dinlenmiştir. İletişim, liderlik, geri bildirim, ekip çalışması, kültür… Hepsi gerçekten bilindik hale gelmiştir. Ancak bunlar kurumun gündelik işleyişine tam olarak yerleşmediğinden bilgi seviyesinde kalmıştır.
Bilmek ama hayatlarında bir şeylerin değişmemesi neticesinde yöneticilerde bezginlik duygusu oluşmuştur. Bezginlik duygusundan bahsedilmez, yerine “Biz zaten bunu biliyoruz.” denir.
Koçvari danışmanlık bu yorgunluğu önemser, ciddiye alır. Böylece yeni bir şeyler anlatma iddiasından “Zaten bildiklerinize birlikte başka bir yerden bakalım” yaklaşımını kullanır.
Bu küçük fark kurumsal danışmanlıkta oyunun kurallarını değiştirir. Çünkü artık kimse “öğreten” ya da “öğrenen” pozisyonunda yer almaz. Herkes kendi deneyiminin sahibi olarak tartışma zemininde yer alır. Bu da savunma yapısını kırar, gerçek fikir alışverişinin önünü açar.

Koçvari Danışmanlık Bu Cümleyle Nasıl Çalışır?
Klasik danışmanlık refleksi bu söylemi duyduğunda açıklama ihtiyacı duyar. Danışman daha fazla model, daha fazla veri, daha fazla örnek sunar. Ancak bu yaklaşım beraberinde savunmayı getirdiği için karşı taraf kendini daha da kapatır.
Koçvari danışman ise hızlanmaz, yavaşlar. Bilgisini savunmak yerine düşünme alanı açar. Çünkü amacı karşı tarafı ikna etmek değildir, kendi içgörüsüyle hareket etmenin fayda sağlayacağını bilir.
“Bu bildiğinizi söylediğiniz şey, kurumunuzda en çok nerede işe yarıyor?”
“En çok nerede zorlanıyorsunuz?”
“Bildiğinizle yaptığınız arasında örtüşmeyen şey ne?”

Bu sorular kimseyi yetersiz hissettirmez, uygulamadaki eksikleri görünür kılar. Koçvari danışmanlıkta asıl dönüşüm bu eksiklerin fark edilmesiyle başlar. Çünkü sistem kendi çelişkisini gördüğünde değişim ihtiyacını direnç göstermeden kabul eder.
Bu yaklaşım özellikle kurumsal dönüşüm ve kültürel değişim süreçlerinde etkilidir. Çünkü davranış değişimi dışarıdan dayatıldığında değil, sahiplenildiğinde kalıcı olur.
Farkındalıkla Değişen Kurumlar
Kurumsal hayattaki en büyük yanılgılardan biri bilmenin yapmak sanılmasıdır. Oysa bilmek sadece bir başlangıçtır. Yapmak ise alışkanlıklarla, ilişkilerle ve görünmeyen kurallarla ilgilidir. Bu yüzden pek çok kurumda bilgi olsa da dönüşüm yoktur.
“Biz zaten bunu biliyoruz” cümlesi bilgiyle davranış arasındaki bu mesafenin en net görüldüğü yerdir. Fark edilen bir şey savunma yaratmaz, merak yaratır. Yeni sorular doğurur.
Koçvari danışmanlık bilgiyi merkezde tutmaz. Farkındalığı kullanır. Kişinin ve kurumun kendi otomatik tepkilerini, tekrar eden döngülerini ve kaçındığı alanları görmesini sağlar. Çünkü gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkün olur.
Sonuç olarak “biz zaten bunu biliyoruz” cümlesi iletişimin sekteye uğradığı yer değil, dönüşümün başlangıcıdır. Doğru yaklaşımla kurumsal danışmanlık sürecinin en verimli başlangıç noktalarından biri olabilir. Koçvari danışmanlık bu ifadeden rahatsız olmaz, kişileri susturmaz, onların savlarını çürütmez. Onların neyi anlatmaya çalıştığını dinler.
Çünkü kurum daha fazlasına hazır olmadığını söylüyor olabilir. Sağlıklı bir danışmanlık süreci anlatmakla değil, dinlemekle başlar.
Kurumunuz için koçvari danışmanlık çözümlerimizi keşfedin.